Sayın Başbakanım,
Sayın Bakanlarımız,
Kıymetli Milletvekillerimiz,
Değerli Bürokratlarımız ve Saygıdeğer Konuklar,
Öncelikle hoşgeldiniz dileklerimi sunuyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu güne kadar hızla katettiği
muassır medeniyetin en üst düzeyde yaşandığı günümüzde,
özellikle Avrupa Birliği süreci içerisinde ve tüm dünyada kabul edilen bir gerçek var ki,
o da hiç bir zaman özelliğini kaybetmeyen, teknik anlamda sürekli yenilenmesine rağmen,
temel maddesi toprak olan, tarım ve hayvancılıktır.

Hızla kentleşme sürecinde Türkiye tarım ve hayvancılıkta büyük bir gerileme yaşamıştır.
Halbuki ülkemiz topraklarının büyük bir kısmı tarım ve hayvancılığa elverişli topraklardan oluşmaktadır.
Ayrıca ülkemizin en büyük başarı sağlayabileceği ve ülke ekonomisine en yüksek kazançla geri dönebilecek alanların başında da tarım ve hayvancılık gelmektedir.

Birçok devlet çöl ikliminde dahi tarım ve hayvancılık yaparken bizlerin bu verimli topraklarda bu alanda geri kalmamız, hatta bu devletlerden tarım ürünleri ithal etmemiz çok anlamlıdır.

Bizler de farklı alanlarda yatırım yapmış 7 ayrı şirket olmamıza rağmen,
bu gerçeğin farkına varmış ve gelişen dünyaya ayak uydurmanın temelinde,
özellikle ülkemizin vazgeçilmezi olduğuna inandığımız Tarım ve hayvancılığa
yönelerek yatırımlarımızı bu alana kaydırmayı uygun gören bölgenin bağrından
çıkmış genç işadamlarıyız.

Bizim hedefimizde özellikle bu alana yönelirken, tamamen bakir topraklardan oluşan,
diğer bir anlamda tamamen organik sayılabilecek olan Ardahan bölgesinde,
yani kendi memleketimizde bu amacımızı gerçekleştirmek ve özellikle
bölge halkı başta olmak üzere tüm halkımıza katma değer sağlamaktır.

Mera Tarım ve Hayvancılığın hedefi sadece kendi çıkarlarını korumak değil,
geçim kaynağı tamamen hayvancılığa dayalı olan bölgemizde,
halkımıza modern hayvancılık yapmanın yolunu göstermek bu alanda gerekirse
teknik altyapıya destek vererek çiftçimize Avrupa ve Dünya standartlarında verim
almanın yolunu göstererek verimliliği %20’lerden %90-100 seviyelerine çekarmaya
çalışmaktır.

Çünkü, bir inekten yılda ortalama 750 litre süt alınan bölgemizde, süt verimini beslenme ve ırk ıslahıyla yılda 5-6 ton seviyesine çıkarmak mümkün, 3 yılda 275 kg olan besi danasını da 1 yılda aynı kg seviyesine çıkarmak mümkün olabilmektedir. Amacımız ilk etapta bunu başarmaktır.

Bizler bu hedefe yönelirken, bölgede halkın devletten neler beklediğini de görmüş olduk. Aslında çok fazla bir beklenti yok. En büyük istekleri eğitim, yol, su ve elektrik... Bunlar zaten devletimizin halkı için yapması zorunlu hizmetlerdir. Bunun dışında da batıya göç etmiş şirketlerin bölgeye az da olsa yatırım yaparak göçün durması için işsizliğe karşı istihdam sağlamaları yeterli olacaktır. Bölgede kişi başına düşen ve açlık sınırındaki milli gelirin yükselmesi de buna bağlıdır.

Biz bu vesile ile devlet büyüklerimizden de bölgemizin altyapı sorunlarını çözmelerini
istiyoruz. Bürokratik engellerin azaltılarak gerçek yatırımcıların teşvik edilmesini bekliyoruz.

Ama bütün bunlar yapılırken ciddi anlamda denetimlerin yapılmasını ve suistimale açık olan bölgemizde hortumculara prim verilmemesini bekliyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.